21.01.2017

"Muhalefet" diye bir şey ve ölümlere alışmak

"İsim" denen, ya verilen ya da kazanılan bir şeydir. Doğmuşsunuzdur, size "Abdülmuttalip" veya "Vahdettin" diye bir ad koymuşlardır, ama sizin ne İslam'la ne de Osmanlı'nın son döküntüsüyle alakanız vardır, o zaman bu ismin size "yakasına diksen durmaz" cinsinden bir şey olduğunu söyleyler, veya siz üşenmeyip dava falan açarak adınızı değiştirirsiniz. Ya da bir şey yaparsınız, veya görünümünüz bir şeyi çağrıştırıyordur, size bir ad takarlar. İsim takmak konusunda Babamı burada övmeliyim. Birine "Tahta" adını takmıştı, birine "Mikrofon hastası", başka birine "Zaykocu". Bu lafların nasıl cuk oturduğunu anlatamam. Biz bu kişileri -asıl adlarını unuttuğumuzdan- hâlâ bu adlarla anarız ve bugün gibi hatırlarız. "Muhalefet" de biraz böyle bir laftır, ya hakikaten öylesinizdir ve kimse sizi yadırgamaz, ya da ateist Abdülmuttalip'inki gibi yakanıza dikseler durmaz, CHP biraz böyle, MHP çok öyle. Bu saatten sonra "Muhalefet"e bu adı sahiden yakıştırıp takanlar kadar bu adı kime taktıkları önemli. Mehmet Ağar'ın bile övmesinin ardından "TKP'yi göreve çağırmak", biraz böyle şan şeref sonrası, bir yumrukta boğa indirip "Boğaç Han" adını kapanların klasmanına benziyor. Aslında muazzam bir kavram kargaşası içinde yaşıyoruz diyeceğim, hımbıllık örneği yumuşak plastikten Muhalefete güzelleme sayanlar çıkabilecek. Aralık ayında gencecik polislerin göz göre göre Beşiktaş Stadyumu'nun yamacından ölüme düşmeleri yetmemiş olacak ki, Yılbaşı gecesi kırk kişi ölüp daha fazlasının yaralanması da "kesmedi" -yani kısa net: "Yaw bu benim sorumluluk alanım, insan içine nasıl çıkarım, ben istifa edeyim" diyen çıkmadı. Hadi çıkmadı, muhalif bir tek politikacı, "Hadi 17.000 polis yığdığınız İstanbul'u ve onun en kozmopolit kült barını koruyamadınız, bari katili yakalasaydınız, onu bile yakalayamadınız, ne demeye bir de taş gibi grinin tonlarında renkten renge giren suratlarınızla insanların karşısına çıkmaya cüret ediyorsunuz? istifa edin!" diye niye ter ter tepinmez?
Her hafta en az bir düzine genç güvenlik kuvveti mensubunun, tüm hayalleri, hayatlarıyla birlikte buruşturulup atılan çiçekler gibi toprağa düşmesi nasıl bu kadar hafife alınabiliyor? Vasat ve ruhsuz Politikacı esnafının kurban etmeye yemin ettiği bir genç nüfus mu var? Varsa, buna karşı bas bas bağırmak yerine, hemen sorumluların ardına sıralanmanın adı ne zamandır "Muhalefet?" İktidarı yarım ağızla bile eleştirmeden "Muhalefet" adını taşımaya utanmıyor musunuz? Bu durumda sahiden de Muhalefet adını taşımaya layık birileri mutlaka bulunacak, yoksa çağrılacaktır. Türkiye'nin uçuruma doğru gittiğini söyleyen söyleyene, ama bu durum bir günde olmadı, adım adım, her gün en azından birkaç santimetre itile kakıla yapıldığını, bu olayda Muhalefetin de payının olduğunun görünmediğini mi sanıyorsunuz?
Ölmeye çok meraklı bir "kültür" yok Türkiye'de. Kimse "şehit olmaya" meraklı değil. Gencecik askerlerin polislerin veya diğer suçsuz günahsız kurbanların "şehit olmaya" çok meraklı olduklarını mı sanıyorsunuz? Türkçede "Pisi pisine ölmek" gibi bir terim de var -başka dilde olmayan. Türklerin sınavı sürüyor ve kahroluyorlar, üzülüyorlar, sövüyorlar, sayıyorlar, ama haklarını savunmak için Meclis'e gönderdikleri adamlar ve kadınlar adlarını haketmek işinin hakkını vermiyor, üstelik  "biz bu Muhalefet dedikleri şeyden değiliz, Meclis zaten genellikle boş, pek Milletvekili de sayılmayız" diyerek o makamları boşaltmıyorlar -ne halka ne de kendilerine karşı dürüstler ve bu yalanın balçığı içinde beton rengi benizleriyle kameralar karşısında havalara bakıyorlar, hepsinde bir "birse de gitsek" hali, ama gidemiyorlar.
"Muhalefet", resmi ismine ve ona takılan isme aynı anda tezat teşkil edecek kadar "kendinden geçmiş" absürd bir ruh coğrafyasında gezinirken, politikacı politikacılığının tedavülden kaldırılacağı bir sisteme "Evet" demek için kendi partidaşlarıyla yarışırken, bir devrin kendini inkar ettiği gibi akıllara seza bir dönem yaşıyoruz. Yalana bu kadar alıştırılmış bir toplumun kendi kendini aldatma kapasitesi umduğumuzdan daha büyük olabilir, ama "Türklerin Yalan Dünyası" kırılıp parçalanırken yen içinde kalamıyor, hatta başka kolları da kırıp parçalıyor, Rus Büyükelçisi upuzun yatarken, BM'si Trump'u Putin'i konuşuyor ve bunlar Türkiye'deki gibi "bu haftanın gündemi için söylenen laf salatası" değil. Sultanahmet'de öldürülen İstiklal Caddesinde parçalanan, Reina'da delikdeşik edilenler sadece Türkler değil, "Başka ülkede de olur" gibi argümanlarla idare edilebilecek gibi değil. Sıkıntıları yüzlerine çakılmış gibi duran politika esnafı da bu işlerin Türkiye iç pazarı için üretilen laflarla idare edilemeyeceğini anlıyor ama bilemediği şu: "N'oluyo?! Nereye gidiyoruz? Toga, Botswana, Maldiv iktidarları ve muhalefetleri bile böyle değil." Asıl olan da şu: "Biz biz değiliz."
Türklerin "elitleri", bu sıfatı asla taşıyamayacak ve haketmeyecek bir çevre artık. Dünya sadece Türklerin kendi dünyasından ibaret olsaydı bunu gargaraya getirip basını-masını susturarak unutturmayı deneyebilirdiniz, ama Çin'den eski Vatikan kaynaklarına Hint metinlerine kadar girmiş bir "Türk" imajı var, bu Dünyanın bir tarih yazımı var, insanlar Türklerin eskiden nasıl bir şey olduklarını ve şimdikilerin bu nitelemeyle alakasız bir tür olduğunu görüyor ve şimdinin Türklerinin başka birşey haline geldiğini anlamak için ille de "mütedeyyin" "Müslüman" laf ebelerine sormak ihtiyacı da duymuyor artık. Kendi halkını bu kadar kolay harcayabilen müzmin yalancılara saygı da oldukça düşük profilli elbette. İşte böyle bir "kanırta kanırta Değişim/Dönüşüm" döneminde, birilerine hakkıyla "Muhalefet" adı takılacaktır ve o ad da cuk diye oturacaktır. Şimdilik tek tek insanlar, gruplar, STK'lar, gazeteciler, sanatçılar, kanaat önderleri, Milletvekilleri onlar. Herşeyin kendi reddine dönüşüp anlamsızlaştığı bir Türkiye'de, sahici anlamların ve kavramların yeniden yükseleceği bir yıla giriliyor. Çok acı başlayan 2017'yi sevinçlerle bitirmek mümkün. Bunun yolu, gerçeğe sadık kalmaktan ibaret. Ancak o zaman Türklerin Dünyaya söyleyeceği sözü, Dünyaya yapacağı katkısı olacak, ancak o zaman Dünya Türkleri yeniden tanıyabilecek.